Ve Meleklere...




MEVSİM, erik ile kiraz mevsimi idi; ben sana o kadarını söyleyeyim, gerisini sen tahmin ediver...

Mürüvvet Hoca, kalın siyah çerçeveli, sapı kırıldığı için sap yerine lastik bağlanmış gözlüklerinin arkasından gözlerini—ne zaman önemli bir şeyden bahsetse böyle yapardı—titrete titrete kıstı ve bana baktı:

– İmanın şartlarını say bakem yavrım!

– İmanın şartlarını mı..?

– Elbet Elbet! Say yavrım, say bakem...

– Hepsini mi?

– Elbet hepsini! İmanın şartları birbirinden kopuverir mi yavrım!? Birine iman eden hepiciğine iman eder; birini inkâr edenin, Allah esirgesin hiçbir taneciğine imanı kalmaz!

– Haaa! Tamam...

– Say çocum say! Evvelisi gün anlattıydım ya; teker teker sayıver bakem!

– Bir!

– Hıh!

– Allah’a inanmak.

– Cella celalûhu! Sonre!?

– Peygamberlere inanmak.

– Aleyhimüsselaaaam.

– Kadere inanmak.

– Sonre!?

– Öldükten sonra tekrar dirileceğimize inanmak..

– Yaaa! Melek İsrafil Sûr’u çaldığında, hep birlikte kabirlerimizden çıkarıp, bir kez daha diriltecek deel mi yavrum Allah bizi..!?

– Evet hocam! Sonra doğru Cennete!!

– İnşaallah! İnşaallah! Say çocuğum say!

– Kitaplara inanmak.

– Yaaa! Kur’an-ı Kerim di mi yavrum Allah’ın son kitabı, Kur’an-ı Kerim. Ondan önce İncil varıdı, ondan önce de Tevrat varıdı... Ama insanla onları değiştirdiler. Hem kitapları karıştı, hem de kafaları karıştı...

– Sonre yavrum, ne kaldı?

– Ne kaldı?

– Sen mi bana sorcen, ben mi sana sorcem kundura keratası? Hangimiz hoce!? Sen söyle bakem ne kaldı?

– Hımmm...

– Anlattıydım ya evladım dün. O kadarı da tekrar ettirdiydim. Başının aklını erik dalına mı astın geldin!? Toplayıverdi enişten sabah. “Çocuklara veriverirsin” dedi. “Acık da dalda bıraktım, onları da kuşcağızla yesin” dedi.

Sepet şuracıkta, sen hele dersine ver başının aklını acık. Erik koley..!

– Ben sonuncuyu unuttum!

– Ah yaremaz! Ah yaremaz!

– Bak valla aklım erik ağacında değil Hocam!

– Ben söylevireyim o vakıt.

– Bence bi sakıncası yok!

– Töbe estağfirullah! Sana da hiç bi şeycik yapışmeyo be oğlum...

Görümcem Alamanyaladan bi tava getirdiydi bana, tiflon tava mı diyolamış ne? Buralada yok daha.. Ona da hiç bi şeycikle yapişmeyo sen gibi..

İnsan unutuverdi diye acık üzülür, yalancıktan da olsa başını eği eğiverir.

“Ben söyleyiverem” deyom. “Bence sakıncası yok” deyon...

– Ama yok gerçekten, söyleyebilirsin yani!

– Fesuphanallaaaah! Neysecime! İmanın şartlarından öbür tekisi de, meleklere imandır yavrım. İmdi hatırlayıvedin mi?

– Haaa! Tamam tamam! Meleklere iman dimi hocam! Meleklere iman!

– Maşallah benim oğluma! Nası da saydı hepisini!


•••


MERAK EDİYORUM dizisinin 7. kitabı MELEKLERİ MERAK EDİYORUM'dan alınmıştır.

108 görüntüleme