Hüzünlü Tebessümler

En son güncellendiği tarih: Haz 30





“Eğer bir kaz olsaydınız, evcil bir çiftlik kazı mı olmak isterdiniz, yoksa özgür bir yaban kazı mı?”

Bu benim katıldığım ilk tartışmaydı. İlkokuldaydım. Hatırladıkça rahmetle andığım Mustafa Ateş Bey, “Hadi bakalım,” dedi. “İki kişi kalksın ve bu konuyu aralarında tartışsın. Birisi çiftlik kazı olmayı savunsun, diğeri ise yaban kazlarını…”

Ben hemen atıldım, “Özgür yaban kazı olmak isterdim!” dedim. “Peki o vakit,” dedi. “Sen şöyle tahtaya kalk.” Artık başka alternatifi olmadığından mı, yoksa gerçekten gönülden inandığından mı bilmem, bir başka çocuk da benimle bu konuyu sınıfın önünde tartışmak üzere seçimini evcil bir çiftlik kazı olmaktan yana kullandı. Tahtaya kalktık ve hararetli bir tartışmaya daldık.

O, evcil kaz olmanın ne kadar iyi bir şey olduğuna dair türlü deliller öne sürüyor, hazır yiyecekten, güvenli barınaktan bahsediyordu. Sonunda bir tencerede yahni olmak vardı ama olsun! Ne de olsa özgür ya da evcil bütün kazların akıbeti aşağı yukarı aynı değil miydi? Ben de o güne kadar okuduğum kitaplardan, cilt cilt ansiklopedilerden aklımda kalbimde ne kaldıysa sayıp duruyor, bu hararetli tartışmada üste çıkmak için elimden geleni ardıma koymuyordum. Ama daha da önemlisi, özgür bir yaban kazı olmanın güzelliğine, gönülden inanıyordum. Gökyüzünde uçmaktan, gökkubbenin maviliğine karışmaktan, kanatlarımı açıp onu kucaklar gibi yapmanın muhteşemliğinden bahsediyordum. O zamanlar, o kısacık kanatlarla bunun pek de mümkün olmadığı aklıma bile gelmiyordu elbette...

Fakat yine de uçmak! Özgürce uçmak, bulutların bile üzerine çıkmak, ne muhteşem bir şeydi. Tundralarda avlanmak, gölleri hatta denizleri aşmak ne büyük maceraydı…

Nihayetinde tartışma bitti. Ben bu iki kişilik yarışmanın birincisi oldum. Peki sonra ne oldu? Aradan yıllar, on yıllar geçti ve hayat bana özgür bir kaz olmanın ne kadar zor olduğunu kanatlarımı defalarca kese kopara bir güzel öğretti. Fakat fikrimi değiştiremedi.

Bugün çalışma odamda kelimelerden, cümlelerden uçan özgür kazlar yapıp, gökyüzüne bırakıyorum. Onlar uçup gidiyorlar ve göklerin güzel mavi gözlerinden içeriye süzülüp kaybolurlarken, arkalarından, hüzünlü bir tebessümle bakıyorum....


(HÜZÜNLÜ TEBESSÜMLER adlı kitaptan alınmıştır.)



0 görüntüleme