Ben Bir Başkasıyım!

En son güncellendiği tarih: Nis 27





Çoğu insan, zaman zaman bir başkası olmak ister. Ben de uzun bir süre—zaman zaman da değil, her zaman—bir başkası olmayı istedim. Bunun için gereğinden fazla sebebe sahip olduğumu düşünüyordum çünkü...

Üstelik sadece kendimin de değil, etrafımdakilerin de başkaları olmalarını istedim hep...

Filozof, benim sürekli istediğim ve hayalini kurduğum şeye fazlası ile sahip olduğumu fark etmemi sağladı.

Ben, zaten bir başkasıydım!

–Ayakta uyuyor gibi bir halin var, ne o? Hasta mısın yoksa?

–Dün gece pek uyuyamadım da...

–Neden?

–Yattığımda öyle hemen uyuyamıyorum ben. Bir şeyler düşünüyorum...

–Bunun biraz uykusuz kalmak dışında pek bir zararı yoktur aslında. Ama yine de başını yastığa koyar koymaz horlamaya başlayan insanlara ben de hep imrenmişimdir...

–Hayal kuruyorum, hatta o kadar çok hayal kuruyorum ki, bu uykularımı kaçırıyor.

–Bana hayallerinden bahsetmek ister misin?

–En büyük hayalim bir başkası olmak!

–Ne? Bir başkası olmak mı?

–Evet, bir başkası olsaydım hayat belki benim için daha iyi geçebilirdi.

–Ama sen zaten bir başkasısın!

–Ne bu şimdi retorik mi?

–Retorik mi? Retorik mi dedin sen? Sana bunu ben mi öğrettim?

–Hayatımdaki tek bilgi kaynağı sen değilsin.

–Öyle mi? Bak buna sevindim. Diğer bilgi kaynaklarınla bir gün beni tanıştırsana.

–Bu kolay ama önce eve WI-FI almalısın.

–Google’dan baktım, demiyorsun da laf ebeliği yapıyorsun. İşte asıl retorik bu! Bu arada çay ne durumda?

–Beş dakikası daha var!

–Sanırım dayanabilirim...

–Sence başkası olmak istemem suç mu?

–Hayır ama sen zaten bir başkasısın!

–Offf! Yine aynı şey. Ben en iyisi şu çaya bir bakayım.

–Gelirken dolaba da bak!

–Oley be! Sen filozof değilsin, kralsın!

–Ben bir filozof değilim. Ben bir kral da değilim. Ben neysem oyum! Belki daha iyi biri olmak istiyorum. Ama daha iyi de olsa, bir başkası olmak istemiyorum. Çünkü ben, ben olarak yaratılmış olmaktan memnunum

ve ben, zaten bir başkasıyım!

Çayları doldurdum ve dolaptan frambuazlı pastayı çıkardım. Bu seferki dünkünden daha büyüktü. Filozof’un coşkulu sesi evin içinde sevimli bir hayalet gibi dolaşıyordu.

“Ben bir başkasıyım!

Ben bir başkasıyım!”

–Senin yaşlarındaydım. Edebiyat öğretmenimiz, “Çıkarın kâğıtlarınızı ve kendinizi tanıtan bir kompozisyon yazın!” dedi.

–Bu senin için kolay olmalı.

–Ben de öyle sanıyordum. Bu beklemediğimiz sürpriz sınavın telaşı ile çantalarımızdan dolma kalemlerimizi, çizgisiz beyaz A4 kâğıtlarımızı ve ona düzgün satırlar halinde yazabilmek için altına koyduğumuz çizgili kağıtları çıkardık.

Neredeyse herkes, bu beyaz A4 kâğıdının başına “Ben kimim?” başlığını attı. Sonra sınıfın sessizliğini, dolma kalemlerin çelik uçlarından çıkan hışırtılar kapladı.

Dakikalar su gibi akıyor, sınav süresi hızla tükeniyordu. Herkes bir şeyler yazıyordu.

Ben hariç...

Ben de ötekiler gibi kağıdımın başına “Ben kimim?” yazmıştım. Ama başka hiçbir şey yazamıyordum. Hiçbir şey...

Çaresizce etrafıma bakınmaya başladım. Oturduğum yerde kıvranıp durmam edebiyat öğretmenimin dikkatini çekmiş olmalıydı.

–Kopya çektiğinden şüphelendi! Kesin kopya çektiğinden şüphelendi değil mi? Çok kopya çeker miydin? Hadi itiraf et, çok kopya çekerdin değil mi?

–Hiçbir zaman kopya çekmedim. Ama evet, böyle bir şeyden şüphelendi galiba...

–Ne dedi peki?

–Yanıma yaklaştı. Boş beyaz A4 kâğıdının üzerindeki başlığa baktı ve: “Bu soru için herhangi birinden yardım alabileceğini zannetmiyorum!” dedi. “Ama istersen kalk ve aynaya bir bak!”

–Vay be! Kıyak hocaymış sizinki.

–Dolma kalemimi itina ile sıraya bıraktım ve kalkıp tahtanın yanında asılı duran aynada, bir süre kendi yüzümü seyrettim.

Suratımda diğerleri yetmezmiş gibi iki yeni sivilce daha belirmişti.

Sonra dönüp harıl harıl sınav kağıtlarına bir şeyler yazan sınıfın geri kalanına baktım...

Arkadaşlarımın kendileri hakkında bu kadar çok şey bilmelerine şaşırdım.

Herkes kim olduğunun son derece farkındaydı da, bir tek ben mi kendini tanımıyordum?

Sonra tekrar aynaya baktım ve geçip sırama oturdum. Elime dolma kalemimi alıp, “Ben kimim?” başlığı altına sadece tek bir cümle yazdım: “Ben bir başkasıyım!”

–Başka?

–Başka hiçbir şey yazmadım!

–“Risk budur!” hikâyesi gibi olmuş.

–O hikâyeyi bilmiyorum.

–Boş ver. İnternette dolaşıp duran bir hikâye, bir gün anlatırım.

–Hiç uğraşma, o şeyi evime sokmayacağım!

–Peki kaç aldın sınavdan?

–Bir kompozisyon sınavından alınabilecek en yüksek notu aldım.

–İyiymiş...

–Asıl iyi olan, o gün bir şeyi fark etmiş olmamdı.

–Neyi?

–Ben gerçekten de bir başkasıydım!

–Ben de bir başkasıyım...

–Hepimiz bir başkasıyız evlat. Hem de dünyanın geri kalanından, yaşamış yaşayan ve gelecekte yaşayacak, bu yer kabuğu üzerinde ama iyi ama kötü bir iz bırakmış herkesten başka... İşte tam da bu yüzden, geceler boyu hayalini kurduğun o şeye zaten doğuştan sahipsin! Sen zaten bir başkasısın!

Ve bir başkası olmaya çalışmamalısın! Kendin olmaya çalışmalısın. Bu yıldızların altında senden bir tane daha yok çAYLAK! Sen, sen olasın, sen olarak iyi olasın diye sen olarak yaratıldın! Kimse senin gözlerinle gün doğumunu seyredemez Çaylak. Bunu sadece sen yapabilirsin.

Dünya yaratılalı beri gün batımını hiç kimsenin seyretmediği bir gözle seyredebilecek birisi varsa o da sensin!

Kimse senin gibi, oyuklarında minicik yengeçlerin saklambaç oynadığı, keskin pütürüklü kayalara çarpan dalgaların sesini işitemez. O deniz ve o kayalar oraya konduğu günden beri, kimse senin gibi dinleyemez okyanusu.

Bunu da sadece sen yapabilirsin.

Kimse senin aklından geçirdiğin şeyleri, senin aklından geçirdiğin gibi geçiremez.

Kimse senin kalbin gibi sevemez.

Kimse senin hayal ettiğin gibi hayal edemez.

Sen bu kâinatta, sen olarak değerlisin Çaylak! Ve sen olarak bir başkasının asla dolduramayacağı bir yerin var!

Senden başka biri olman beklenseydi, başka biri olarak yaratılırdın!

Ve Eğer başka biri olmak istiyorsan, çok özel ve başka biri..

O ZAMAN kendin ol!



ÇAYLAK İLE FİLOZOF 1'den



103 görüntüleme2 yorum