Çocuklar Allah'ı Sorduğunda

Özkan Öze

ARADAN otuz küsur yıl geçmiş olsa bile, hâlâ bugünkü gibi hatırlıyorum... 

Yaşlı incir ağacının tepesinde, kafamda Allah’a dair yığınla soruyla, incir ağacının şefkatli kocaman ellere benzeyen yaprakları arasından gökyüzüne bakıp, neler hissettiğimi ve neler duymak istediğimi çok iyi hatırlıyorum... 

Tüyleri henüz bitmemiş bir yavru kuşçağızın, dikenli kara çalıların arasına düşmesi gibi şüphelerden, tereddütlerden, emin olamamaklardan ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulardan bir ormana yapayalnız düşmüş olmanın ve oradan çıkmak için çırpınmanın ne demek olduğunu da çok iyi hatırlıyorum... 

Ben o ormanda büyümüş çocuğum. Kaybolmanın ne demek olduğunu bildiğim kadar, şefkatli tarif edicilerin kıymetini de bilirim...

On yılı aşmak üzere olan yazı serüvenim, bana elliden fazla kitap ve yüzbinlerce okuyucu kazandırdı. İster kendi ismimle yazdığım kitaplarda, isterse Tarık Uslu mahlası ile kaleme aldığım popüler bilim kitaplarında, her zaman o incir ağacının tepesindeki kafası karışık çocukla konuştum. 

Bugün, küçük okurlarıma kitaplarım hakkında kanaatlerini sorduğumda, bana çoğu zaman şöyle bir cevap veriyorlar: "Bu kitapları seviyorum, çünkü benimle konuşuyorlar!”  

Yıllardır sadece çocuklar için yazan biri olarak, ilk kez okuyucularımın anne, baba ve öğretmenlerine hitap edecek olmamdan eminim asıl okurlarım hiç hoşlanmayacaklardır. Çünkü sabırsızlıkla yeni çıkacak kitabı bekliyorlar. Ama ben onlarla olan sohbetime kısa bir ara verip, biraz da sizinle konuşmak istiyorum... 

Sadece çocuklara Rablerini esma ve sıfatları ile anlatmaya, tanıtmaya ve sevdirmeye, geç kalınmamış bir zamanda onların akıl ve kalplerinde sarsılmaz muhkem bir imanın temellerini, bütün esasları ile birlikte yerleştirmeye, bunu yaparken de, henüz araları açılmamış, birbirlerinden uzaklaşmamış akıl ve kalplerine aynı anda hitap etmeye çabalayan bir yazar olarak değil; aynı zamanda iki çocuğu olan bir baba olarak da  sizinle konuşmak istiyorum...

Çok büyük bir iddiam yok, bunu baştan söyleyeyim. Ama çocuklar Allah’ı sorduğunda, eli ayağına dolaşmayacak kadar tecrübem ve “Sen henüz çok küçüksün, böyle konuları anlamazsın!” diyerek ortalıktan sıvışmayacak kadar da cesaretim var...

Ama durun ve hiç boşuna heveslenmeyin! Size Akdeniz usulü levrek buğulama tarifi verir gibi tarifler vermeyeceğim. “Çocuğunuz ‘Anne ben Allah’ı neden göremiyorum?’ diye sorduğunda ona şöyle cevap verin, iki nokta üst üste...” diye başlayan hiçbir bölüm bu kitapta olmayacak.

Bu ve buna benzer pek çok sorunun cevabını, doğrudan çocuklarla konuştuğum başkaca kitaplarda, elimden geldiği kadar, doğrudan onlara, onların anlayabileceği bir dil ile uzun uzun anlattım zaten..

Şimdi ise sizinle konuşuyorum. Ve yapmaya çalıştığım şey, çocukların Allah hakkında sordukları sorulara cevap vermek değil; çocuklar Allah’ı sorduklarında, onları anlamaya çalışmak...

©2020, ozkanoze tarafından Wix.com ile kurulmuştur.